İçeriğe geç
Batman Karar

Gündelik meraklara farklı açılardan bakış

Kişisel Gelişim

Sunum Slaytı Hazırlarken Kalabalıktan Kurtulmanın Yolları

Slayt konuşmanın kendisi değil, yardımcısıdır. Tek fikir kuralından sayıları göstermeye kadar sade ve okunur sunum hazırlamanın esasları.

Buse Narin 3 dk okuma

Sunum hazırlarken çoğu kişi önce programı açar, sonra ne anlatacağını düşünür. Sıra bu şekilde kurulunca ortaya kalabalık, okunmayan ve konuşmacının arkasından sesli olarak tekrarladığı slaytlar çıkar. Oysa slayt, konuşmanın kendisi değil, konuşmanın yardımcısıdır. İyi slayt, dinleyicinin gözünü değil kulağını konuşmacıda tutan slayttır.

Bir sunumun asıl iskeleti kâğıtta kurulur. Anlatılacak üç ana fikri belirlemeden slayt açmak, adres bilmeden yola çıkmaya benzer. Üç fikir az gelebilir ama dinleyicinin bir sunumdan çıkarken hatırladığı şey nadiren üçten fazladır. Geri kalan her şey bu üç fikri desteklemek için vardır.

Slayt başına tek fikir kuralı

En sağlam kural budur: bir slaytta bir fikir. İki fikir varsa iki slayt yapılır, çünkü slayt sayısı sunum süresini belirlemez, konuşma hızı belirler. Yirmi sade slaytla yapılan on dakikalık sunum, sekiz kalabalık slaytla yapılandan daha rahat izlenir.

Bir fikri anlatan slaytta genellikle üç öğe bulunur: kısa bir başlık, o fikri taşıyan bir görsel ya da sayı ve gerekiyorsa birkaç kelimelik açıklama. Başlığın cümle olması, hatta iddiayı doğrudan söylemesi işe yarar. "Satışlar" yerine "Satışlar üç çeyrektir artıyor" yazan bir başlık, slaydın ne demek istediğini tek bakışta verir.

Metni azaltmak, anlamı azaltmak değildir

Slayta yazılan her cümle, dinleyiciyi okumaya iter. İnsan aynı anda hem okuyup hem dinleyemez; okumayı seçer ve konuşmacıyı kaybeder. Bu yüzden slayttaki metin, konuşmanın metni olmamalıdır. Anlatacaklarınızı hatırlamak için nota ihtiyacınız varsa, bunun yeri konuşmacı notları bölümüdür.

Madde işaretlerini kullanırken üçü geçmemek iyi bir sınırdır. Her madde tam cümle değil, anahtar ifade olmalıdır. Yazı boyutunu küçültmek zorunda kaldığınız an, o slaytta fazla şey olduğunu anlamış olursunuz. Küçük yazı hiçbir sorunu çözmez, yalnızca arka sıradakileri sunumdan koparır.

Sayıları göstermenin yolu

Sayı içeren sunumlarda en sık yapılan hata, hesap tablosunun ekran görüntüsünü slayta yapıştırmaktır. On beş satırlık bir tabloda dinleyicinin neye bakacağını bilmesi mümkün değildir. Tablodan çıkarılacak tek bir sonuç varsa, o sonucu büyük yazıp altına kaynağı belirtmek çok daha etkilidir.

Karşılaştırma yapılacaksa basit bir sütun grafiği, değişim gösterilecekse bir çizgi grafiği yeterlidir. Üç boyutlu efektler, gölgeler ve dilim dilim ayrılmış pasta grafikleri okumayı zorlaştırır. Vurgulanmak istenen sütunu farklı renkte göstermek, gözü doğru yere götürmenin en kolay yoludur.

Tutarlılık ve son kontrol

Slayttan slayda başlık yeri kaymamalı, yazı tipi değişmemeli, renkler dağılmamalıdır. İki yazı tipi ve üç renk, en gösterişli sunum için bile yeterlidir. Tutarlılık, hazırlık için harcanan emeğin görünür hale geldiği yerdir; dinleyici bunu fark etmez ama düzensizliği hemen fark eder.

Sunumdan önce slaytları küçük görünümde topluca incelemek iyi bir alışkanlıktır. Bu görünümde hangi slaytların kalabalık olduğu, hangilerinin gereksiz durduğu bir bakışta anlaşılır. Sesli prova yapmak da şarttır; içinizden okunan sunum daima gerçekte olduğundan kısa görünür.

Son olarak teknik hazırlığı ihmal etmemek gerekir. Yazı tipinin başka bilgisayarda değişmesi, videonun açılmaması, kablonun uymaması sık yaşanan aksaklıklardır. Sunumu ayrıca sabit belge biçiminde yanınızda bulundurmak, salonda yaşanacak sürprizlerin çoğunu ortadan kaldırır.

Renk seçiminde okunabilirlik her zaman estetiğin önündedir. Açık zemin üzerine koyu yazı, salonun aydınlatması bozuk olduğunda bile okunur; koyu zemin üzerine açık yazı ise projeksiyonun kalitesine bağımlıdır. Açık gri üzerine beyaz gibi düşük karşıtlıklı seçimler, ekranınızda güzel görünse de salonun arka sırasında tamamen kaybolur.

Slayt sayısı ile süre arasındaki ilişkiyi de baştan kurmak gerekir. Bir slaytta ortalama otuz saniye ile bir dakika arasında kalınır. On beş dakikalık bir sunumda yirmi slaydın üzerine çıkmak, sonlara doğru hızlanmayı ve slaytları atlayarak geçmeyi getirir. Atlanan slayt, dinleyiciye hazırlıksızlık izlenimi verir.

Son bölümü hazırlarken de acele edilmemeli. Çoğu sunum, hazırlık yorgunluğu yüzünden zayıf bir kapanışla biter. Oysa dinleyicinin en çok hatırladığı yer sondur. Anlatılanları üç maddede toparlayan tek bir slayt, sunumun tamamının akılda kalmasını sağlar.

Ve şu unutulmamalı: dinleyici salondan slaytlarınızı hatırlayarak çıkmaz, sizin ne söylediğinizi hatırlayarak çıkar. Slaytlar iyi yapıldığında görünmez olur; kötü yapıldığında ise sunumun tek hatırlanan şeyi haline gelir.