Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, dünya genelinde belirsizlikleri artırmaya devam ediyor. Ekonomist Prof. Dr. Ali Hepşen, enerji krizinin gıda masraflarına ve market fiyatlarına olan etkisi hakkında bilgiler sundu. Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş ile gerçekleştirilen bir röportajda, Hepşen, yüksek faiz oranları ve savaş ortamında konut yatırımı yapacakların dikkat etmesi gereken 'kira çarpanı'na dair önemli detaylar paylaştı ve küçük yatırımcılar için kritik uyarılarda bulundu.

Jeopolitik Sorunlarda Altının Geleneksel Rolü Değişti; Peki, Neden Değerli Metaller Darbe Aldı?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Bu kez savaşın ilk etkisi, “güvenli liman talebi” ile birlikte enflasyon ve faiz beklentilerini artırdı. Petrol fiyatları 100 doların üzerine çıkarken, Hürmüz Boğazı’ndaki olumsuz gelişmeler enerji arzı riskini artırdı. Piyasalarda Fed ve diğer merkez bankalarının daha uzun süre sıkı politikalar benimseyecekleri öngörülmeye başlandı. Bu ortamda altın, güvenli liman statüsünü korusa da, faiz getirmeyen bir varlık olması nedeniyle baskı altında kalıyor. Dolar, bu savaşta daha fazla güvenli liman olarak öne çıkarken, altın ise yüksek faiz beklentileri nedeniyle olumsuz etkilendi.
Bir nokta da var: Altın, savaşa “aşağıdan” girmedi. Ocak ayının sonlarında 5.595 dolarlık bir zirveye ulaşmış ve önemli bir risk primi oluşturmaya başlamıştı. Bu tür zamanlarda yatırımcılar genellikle ilk alımları yapıyor, ardından piyasa, “buradan sonra ne fiyatlayacağız” sorusuna odaklanıyor. Yeni senaryo ise daha çok enerji enflasyonu ve faiz beklentileri üzerine şekillendi. Dolayısıyla savaş olmasına rağmen altının otomatik olarak değer kazanmadığını gözlemliyoruz. Gümüşteki düşüş ise daha da belirgin; çünkü gümüş, hem değerli bir metal hem de sanayi metalidir. Ekonomik büyüme endişeleri ortaya çıktığında gümüş, daha hızlı etki görüyor.
| Altın | Savaşa "aşağıdan" girmedi. | Ocak sonunda 5.595 dolar zirvesini görmüş, risk primi toplamıştı. Yeni hikâye enerji enflasyonu ve faiz oldu. |
| Gümüş | Daha sert düştü. | Hem değerli metal hem de sanayi metali olması. Büyüme endişesi geldiğinde daha hızlı darbe alıyor. |
Özellikle altın ve gümüş için savaşın süresinin uzaması durumunda beklediğiniz en yüksek ve en düşük seviyeler nelerdir?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Eğer bugünkü verileri dikkate alırsak, altın için kısa vadede ilk aşağı bant 4.275–4.000 dolar aralığındadır. Eğer savaş devam eder ve piyasa durumu “uzun süreli enerji enflasyonu ve yüksek faiz” olarak algılamaya devam ederse, altın belirli bir süre bu baskı altında kalabilir. Daha sert bir satış durumu 4.000 dolar altını teorik olarak mümkün kılabilir; ancak şu anki haber akışında bunun ana senaryo olduğunu düşünmüyorum.
| Altın Kısa Vade Aşağı Bant | 4.275–4.000 dolar aralığı |
| Olası Stres Nedeni | Savaşın uzaması ve piyasanın bunu "uzun sürecek enerji enflasyonu ve yüksek faiz" şeklinde okuması |
| Daha Sert Satış Senaryosu | 4.000 dolar altı (Ana senaryo olarak düşünülmüyor) |
Yukarıda ilk güçlü eşik 4.650–4.840 dolar bandı. Bu bölgenin aşılması için savaşın sürmesi yeterli değil; aynı zamanda savaşın daha da genişlemesi, Hürmüz'deki kalıcı kapanma algısının oluşması veya finansal sistemde ciddi bir kırılmanın meydana gelmesi gerek. O zaman 5.000 doların yeniden gündeme gelmesi söz konusu olabilir. Ancak güncel koşullarda, altının yönünü belirleyen faktörler arasında savaşın kendisi kadar, bu savaşın faiz dinamiklerini nasıl etkilediği de bulunmaktadır.
| Güçlü Eşik | 4.650–4.840 dolar bandı |
| Eşiğin Aşılması İçin Gerekli Koşullar |
|
| 5.000 Dolar Üzeri Konuşulması İçin Etkenler | Yukarıdaki koşulların gerçekleşmesi |
| Altının Yönünü Belirleyen Ana Eksenler |
|
GÜMÜŞTE DURUM CİDDİ
Gümüşteki bant daha da sert. Mart ayının başında spot gümüş fiyatı 83 dolar civarındayken, 23 Mart’ta 69,47 dolar ve 24 Mart’ta ise yaklaşık 65,45 dolara geriledi. Bu durumda, savaşın uzaması halinde gümüş için öngörülen makul stres bandı yaklaşık 60–80 dolar diyebilirim. 80 dolar üzerindeki seviyeler ancak risk iştahının yeniden değerli metallere yönelmesi durumunda gündeme gelebilirken, 60 dolar altı ise genel büyüme kaygıları arttığında daha olası hale geliyor.
| Başlangıç | Mart Başı | ~83 | Spot Gümüş Fiyatı |
| Düşüş 1 | 23 Mart | 69,47 | Gümüş Fiyatı |
| Düşüş 2 | 24 Mart | ~65,45 | Gümüş Fiyatı |
| Makul Stres Bandı (Savaş Uzarsa) | Belirtilmemiş | 60-80 | Gümüş için tahmin edilen fiyat aralığı |
| Yukarı Yönlü (Risk İştahı Döndüğünde) | Belirtilmemiş | 80 üzeri | Kıymetli metallere ilginin artmasıyla |
| Aşağı Yönlü (Büyüme Korkusu) | Belirtilmemiş | 60 altı | Küresel büyüme endişelerinin artmasıyla |
Hürmüz Boğazı’ndaki sorun, petrol ve LNG taşımacılığını etkiliyor. Enerji alanında dünya nelerle karşı karşıya kalacak? Petrol ve doğalgaz fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Burada durum oldukça ciddi. Hürmüz, dünyanın en önemli enerji boğazlarından biri. Bu hat, günümüzde küresel petrol ve doğalgaz taşımacılığının yaklaşık %20'si için hayati önem taşıyor. Savaş sonrası tanker trafiğinin, savaş öncesine göre yaklaşık %95 oranında düştüğü ve küresel petrol arzında yaklaşık %20'lik bir daralma olduğu gösteriliyor. Bu sebeple enerji piyasası sadece fiyatlar değil, fiziksel erişim perspektifinde de hareket ediyor.

Güncel fiyatlara baktığımızda, Brent petrolün yaklaşık 100 dolar seviyesinin altında olduğunu söyleyebilirim. Ancak Hürmüz Boğazı nisan ayı boyunca kapalı kalmaya devam ederse, Brent’in 150 dolara kadar yükselebileceği konusunda endişeler mevcut. Daha ılımlı bir senaryoda ise fiyatların 100–110 dolar aralığında kalması muhtemel. Kısa vadede gözlemlenen ana bant 95–115 dolar; jeopolitik anlamda daha sert bir tırmanma yaşanırsa, 130–150 dolar gibi bir risk de ortaya çıkabilir.
| Önemli Boğaz | Hürmüz Boğazı |
| Önemi | Dünyanın en kritik enerji boğazlarından biri |
| Enerji Taşıma Oranı | Küresel petrol ve gaz taşımacılığının yaklaşık beşte biri |
| Savaş Sonrası Trafik Düşüşü | Savaş öncesine göre yaklaşık %95 |
| Küresel Petrol Arzı Daralması | Yaklaşık %20 |
| Enerji Piyasası Odak Noktası | Fiziksel erişim meselesi (sadece fiyat değil) |
| Bugünkü Referans Petrol Fiyatı (Brent) | 100 dolar bandının biraz altında |
| Hürmüz'ün Nisan Boyunca Kapalı Kalması Senaryosu | Brent'in 150 dolara kadar sıçraması |
| Ilımlı Senaryoda Brent Fiyat Bandı | 100–110 dolar |
| Kısa Vadeli Ana Bant | 95–115 dolar |
| Sert Jeopolitik Tırmanmada Risk | 130–150 dolar |
Doğal gaz tarafında ise durum daha hassas. Petrol, başka rotalara kaydırılabilirken ve stoklarla yönetimi daha kolayken, gazda ise altyapı ve taşıma esnekliği sınırlı kalıyor. Ayrıca Katar’daki Ras Laffan tesisi de hasar gördü ve bu da ihracat kapasitesinin yaklaşık %17’sinin kaybına yol açtı. Bu nedenle Avrupa'daki gaz fiyatları daha sert dalgalanıyor. Dolayısıyla gaz alanında risk, daha uzun vadeli olmaya aday.
Özetle, petrol için bir alternatif bulmak imkanı varken, gazda hem sözleşme yapısı, hem altyapı hem de depolama olanaklarının kısıtlı olması nedeniyle uyum sağlamak zordur. Bu durum da özellikle Avrupa ve LNG ithalatçıları olan Asya ülkeleri için kalıcı bir enflasyon baskısı anlamına geliyor.

Bu zorlu süreçte konut yatırımı yapmanın mantıklı olup olmadığına dair neler söyleyebilirsiniz? Yoksa yatırımcılar beklemede mi kalmalı?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Bu konu hakkında net bir cevap vermek pek mümkün değil; çünkü konut yatırımı yapmanın mantığı, yatırımcının alım amacına bağlıdır.
Kısa vadede alım-satım yapmak isteyenler için mevcut jeopolitik durum ve enerji darbe alımı yapmak için uygun değil. Enerji maliyetleri arttıkça enflasyon baskısı da artıyor, merkez bankaları sıkılaşmaya gidiyor ve bu da finansman maliyetlerini yukarı çekiyor. Enerji şoku, faiz indirimi beklentilerini zayıflatmış durumda; hatta bazı piyasalarda yeniden faiz artışları gündeme geliyor. Bu da konut gibi finansmana duyarlı varlıklar için temkinli olunması gerektiği anlamına geliyor.
Ancak eğer amaç, kısa süreli spekülasyon değil, doğru yerde ve uygun kira potansiyeline sahip bir varlığa yatırım yapmak ise durum değişiyor. Bu tür dönemlerde iyi ve kötü varlık arasındaki fark açılmakta. Yani “konut alınır mı” sorusundan çok, “hangi konut, hangi kira çarpanı ile, hangi nakit akışı ile alınacak” sorusu önem kazanmaktadır. Belirsizlik dönemlerinde konut yatırımı tamamen imkânsız hale gelmez; fakat sıradan varlık almak daha riskli hale gelir. Bu nedenle mutlaka bir uzmandan görüş almak yerinde olacaktır.

Petrol ve enerji fiyatlarındaki artış, market ve pazardaki fiyat değişimlerini nasıl etkiler?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Bu etkinin ardışık bir etkisi vardır. İlk olarak akaryakıt ve elektrik maliyetleri artmaktadır. Ardından ulaşım, soğuk zincir, paketleme, gübre, sulama, sanayi girdileri ve lojistik maliyetlerinde de artış görülmektedir. En hızlı etkilenmeyi gıda, ulaşım ve enerji yoğun sektörlerde gözlemleyebiliriz. Örneğin, Avrupa’da enerji şoku sonucu tüketici güveni ciddi şekilde sarsılmış durumdadır.
Bu süreçte sadece benzin fiyatlarındaki artışı değil, aynı zamanda sebze, meyve, ambalajlı ürün, kargo ücretleri hatta restoran fiyatlarında artış olduğunu da göreceğiz. Çin'in bile akaryakıt fiyatlarını sınırlamak için müdahale etmek zorunda kalması, bu geçişkenliğin ne denli hızlı olduğunu göstermektedir.

Küçük yatırımcılar için bu belirsizlik döneminde en akılcı hareket ne olacaktır?
Prof. Dr. Ali Hepşen: Burada en büyük hata, bir tek enstrümana fazla güvenmek olur. Son bir ayın verileri bize şunu gösteriyor: Savaş var diye altın her zaman yükselmiyor; petrol yükseliyor ama dalgalanmalar yaşıyor; dolar güçleniyor; hisse senetleri baskı altında kalıyor; tahvil bile her zaman güvenli bir sığınak olmuyor. Reuters’ın son piyasa özetlerinde bu “her cephede değişkenlik” durumu net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Bu yüzden küçük yatırımcılar için en mantıklı yaklaşım, tek bir varlığa aşırı yüklenmektense, likiditeyi koruyup çeşitlendirmektir. Bir miktar nakit, döviz veya dövize endeksli koruma sağlamak, risk iştahına göre sınırlı altın almak; ancak kaldıraçlı ve aceleci pozisyonlardan uzak durmak gerekmektedir.